georgetown üniversitesi öğrenim görmüş tanınmış kişiler / Yurtdışında Eğitim Almış 10 Ünlü Türk - EDUMAG

Georgetown Üniversitesi Öğrenim Görmüş Tanınmış Kişiler

georgetown üniversitesi öğrenim görmüş tanınmış kişiler

Erdoğan desteğini çekti Koç sahip çıktı

Georgetown Üniversitesi, ABD’nin en eski ve dünyanın en büyük akademik çalışma ve araştırma yapan kurumlarından biri. yılında kurulan Georgetown Üniversitesi Amerika’da başkanlar, büyük devlet adamları, iş adamları yetiştiren kurumu.

Üniversite tıp alanında özellikle kanser araştırmaları konusunda dünyanın önemli üniversitelerinden. Aynı zamanda siyasal bilgiler ve hukuk alanında yapılan çalışmalar açısından da çok önemli bir kurum.  Amerika’nın eski başkanlarından Bill Clinton da Georgetown mezunu.

Georgetown Üniversitesi’nin Türkiye açısından da çok büyük önemi var.

yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin sağladığı imkanlarla açılan bir enstitüsü vardı Georgetown’un.

Türk Araştırmaları Enstitüsü (ITS).

Kar amacı gütmeyen vergiden muaf bir eğitim kurumu olarak varlığını sürdürüyordu.

yılları arasında başkanlığını Profesör Doktor Heath Lowry yapmıştı. Heath Lowry Türkiye aşığı bir  bilim adamı olarak biliniyor. Kendisi aynı zamanda Osmanlı Tarihi profesörü. Lowry, Princeton Üniversitesi Atatürk Kürsüsü’nün de kurucusu.

SABRİ SAYARI

Amerika’daki akademik hayatının sonrasında Lowry’nin yaşamayı ve çalışmayı tercih ettiği yer Türkiye olmuştu. Kendisinden sonra bayrağı Profesör Doktor Sabri Sayarı devraldı. Sayarı da önemli bir isimdi. Columbia Üniversitesi, George Washington Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veren önemli bir bilim adamı. 

yılının ardındansa Enstitüsü’nün başına Columbia ve Georgetown Üniversitesi’nin önemli isimlerinden birisi Profesör Doktor David Cuthell getirildi.

Yabancı Türk birçok değerli bilim insanı Türk Araştırmaları Enstitüsü’ne hizmet etti ve Türk Kültürünün Amerika’da tanıtılması için çalıştı. Tabi AKP dönemiyle bir şeylerin değişme zamanı da gelmişti. 

Her şey yılında yeni Türk Büyükelçisi’nin Washington’a atanmasıyla değişti. Serdar Kılıç yılları arasında Washington’da görev yaptı.

Serdar Kılıç öncesi Washington’da Büyükelçilik Kongre ilişkileri adeta dışarıdan ihale yöntemiyle FETÖ’ye yakın isimlere havale edilmişti. FETÖ’ye yakın isimler iki ülke arasındaki ikili ilişkilere yön veriyor, örgüt yaptığı organizasyonlarla Amerikan politikacılarına, politika belirleyen kurumlarına ve kongreye yakın duruyordu.

GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORLARDI

Burada Türk Dışişleri Bakanlığı’nın pırıl pırıl Türkiye aşığı diplomatlarına, memurlarına değinmeden de edemeyeceğim. Washington DC’de görev yaptığım dönemde bir Türk Diplomatı’nın kaç kişiye bedel olduğu çok açık gördüm bu değerli dışişleri kadrosunun çalışmalarını takip ederken. Fetullah Gülen örgütünün yapısının Washington’daki etkilerini azaltmak için gece gündüz çalışıyorlardı ve hala da devam ediyorlar.

Serdar Kılıç da değerli bir diplomat, tecrübeli bir isimdi. Ama AKP ile organik bağı Türk Büyükelçiliği’nin dışarıya kapatılmasına neden oldu.  

yılı itibariyle ilişkilerin sınırlandığı bir kurum da Georgetown Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü oldu.

15 Temmuz sonrasında yaşanan gelişmeler de Georgetown Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü’nün kaderini de belirlemeye başladı.

Bir defa Türk Araştırmaları Enstitüsü (ITS) Türk Hükümeti tarafından fonlanıyordu. Okul kayıtlarına göre,  Serdar Kılıç dönemiyle birlikte Türk Hükümeti tartından sağlanan bütçe de itibariyle kesildi. Bütçe hibelerden , hibe parasının faizinden ve gelen bağışlardan besleniyordu.

Türk Hükümeti’nin 30 yılı aşkın bir süredir finanse edilen Türk Araştırmaları Enstitüsü (ITS) Amerika’da Türk araştırmalarının gelişimini desteklerken ’den fazla bilim insanına da araştırma bursu vermişti.

Türk Araştırmaları Enstitüsünün kuruluş amacı bursiyerlere hibeler yaparak Türkiye konusundaki araştırmalara destek vermek, Türkiye konusunda yayınlanacak araştırmalara, kitaplara, dergileri desteklemek ve Amerika halkının Türkiye konusundaki bilgisini araştırmak olarak anlatılıyor.

FONLAR DURDURULDU

AKP yönetimi yılında Türk Araştırmaları Enstitüsü’ne destek vermeyeceğini açıkladıktan sonra sağladığı fonları durdurdu. Ancak Enstitü Eylül ’ye kadar sağladığı fonlarla yaşayabildi.

Eski ITS İcra Direktörü Sinan Ciddi ve eski ITS yönetim kurulu üyeleri Walter Denny ve Steven Cook'a göre, Türkiye'nin ITS'yi kapatma kararı, hükümetin Erdoğan'ı körü körüne desteklemek ve sadakatle terfi ettirmek için artan baskısının ortasında geldi.

ITS, Erdoğan'ın giderek otokratikleşen Türkiye'sini karakterize eden hükümet baskısının ateş hattına yakalandı, dediler.

Steven A. Cook’u tanımışsınızdır. Yaklaşık iki 3 hafta önce ‘Erdoğan sonrası’ Türkiye’nin fotoğrafını çekip önemli bir yazı yazmıştı. Ve ben de Odatv’de bu yazıyı farklı yönlerden analiz etmiştim.

Türk Araştırmaları Enstitüsü doğası gereği politik bir kurum değildi. Türkiye Kültürü’nün çıkarlarına hizmet ediyordu AKP’nin değil. Aslında Türkiye açısından en iyi reklam kampanyasıydı. AKP döneminde ne olduğu belirsiz birçok lobi şirketine akıtılan paranın ufak bir kısmıyla Türkiye için bilim insanlarına burslar veriyor, araştırmalar yaptırıyor ve kitaplar, dergiler çıkarıyordu.

Hatta yıllar boyunca sözde Ermeni soykırımı konusunda Amerika’da yürütülen kampanyanın karşısında kale gibi durdu bu enstitü.

Amerikan politikacılarının, kongrenin hedefinde bile oldu. ITS’in kurucularından ve yöneticiliğini yapan isim yukarıda bahsettiğim Heath Lowry yıllarca Ermeni soykırımı yoktur dediği için Amerika’da cadılaştırıldı.

Hatta yılından UCLA öğrencileri ITS’in sözde Ermeni soykırımı konusunda tutumunu protesto ederken üniversitelerinde ITS tarafından kurulan Osmanlı çalışmaları kürsüsünün kapatılmasını istiyorlardı.

AKP'Yİ DESTEKLEMEYEN VAKIFLAR YAŞAYAMAZ

ITS’in sözde Ermeni soykırımı için görüşü nettir. yılında, eski Binghamton Üniversitesi profesörü Donald Quataert, Ermeni soykırımının araştırılmasının önemi üzerinde ısrar ettikten sonra, ITS yönetim kurulu başkanlığından istifa etti. Bu istifada Erdoğan yönetiminin de baskısı vardı. Hatta o dönem Washington Büyükelçisi olan Nabi Şensoy’un Quataert’ın istifasında etkili olduğu  konuşulmuş ama Şensoy bunu reddetmişti.

AKP’yi desteklemeyen Türkiye için çalışmaları destekleyen bu kurumun apolitik olarak kalması tabi ki AKP’nin dikkatini çekti. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da Türkiye ile bağlantılı olan kurumlar AKP’nin çemberine alındı.

ITS yöneticilerinin üzerinden uzlaştığı bir konu vardı. AKP'de çoğunluklar enstitünün araştırmalarından memnun değildi. Eski ITS yönetim kurulu üyesi ve halen Binghamton Üniversitesi profesörü Kent Schull’a göre AKP ITS’yi kontrol edemeyeceğini anladığında verdiği desteği çekme kararı aldı. Burada yılları arasında görev yapan 6 Türk Büyükelçisi ITS ile yakın ilişkiler içindeydi. Bu tarihlere bakıldığında ITS üyelerine Türk Büyükelçilik konusunda sonbahar ve ilkbaharda yemek verilirdi.

Georgetown Üniversitesi kayıtlarına göre Serdar Kılıç Mayıs ’te Büyükelçilik konutunda ITS yönetim kurulu başkanı Sinan Ciddi ile bir görüşme yaptı ve ondan ITS’nin çalışmasıyla ilgili isteklerde bulundu. Ciddi’nin anlattığına göre o konuşmada işler düzgün gitmedi ve Kılıç ondan "başka şeyler istedi."

NEYDİ BU BAŞKA ŞEYLER

Görüşmede Amerikalı tecrübeli diplomat Ross Wilson da vardı. Wilson yılında güven mektubunu dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e sunarak Ankara Büyükelçisi olarak göreve başlamış bir isimdi.

Görüşmede konuşulan ITS’nin o dönem yaptığı çalışmalardı. Ve Türk Hükümeti bu çalışmaların kendi lehine olduğunu söylüyor ve ITS’den çalışmalarını AKP hükümetinin çıkarlarına göre yapmaları isteniyordu.

Eski Ankara Büyükelçisi Wilson Kılıç’a bu talebini ITS ile görüşeceğini ama ITS’in böyle politik bir tutumunun olamayacağını iletti. Ve bu yemekten sonra ITS ile Türk Büyükelçilik arasındaki bağlar gittikçe koptu.

Sonrasında Türkiye’nin enstitüye verdiği fonlar kesildi. ITS ardından Büyükelçi Kılıç’ın Türk Hükümeti tarafından sağlanan fonların kesileceğine ilişkin bir mektup aldı. Mektupta ilginçtir üniversite ile yapılan güven anlaşmasının yılında sona erdiği belirtiliyordu. Ve geçersiz bir güven anlaşmasının yıllardır sürdürülmesinin Türk hukukuna aykırı olduğu söyleniyordu. Son satırlardaysa ‘bu nedenle Türk Hükümeti Vakıf bünyesinde bulunan fonların kesilmesine karar vermiştir’ deniliyordu.

Kılıç haklıydı. Vakıfla imzalanan güven anlaşması yılında son bulmuştu ama 20 yıldır devam eden bir parasal ilişki vardı.

Ciddi’nin açıklamalarına göre vakfın çalışmalarında Erdoğan’dan uluslararası bir aktör olarak bahsedilmesi istenmiş ve bir dünya lideri olarak adlandırılması konusunda baskı yapılmıştı. Ve sonrasında ‘paramızı alırız bunu parayı dediklerimizi yapmak isteyene veririz’ demişlerdi.

ERDOĞAN DESTEĞİNİ ÇEKTİ KOÇ DEVREYE GİRDİ

O tarihten sonra ITS kendi yağında kavrulmaya başladı. Türk Hükümeti desteğini çekmişti ama Vakfın yardımına Koç Grubu ve FİBA Holding  koştu. FİBA Holding’in sahibi de Hüsnü Özyeğin’di. Ama Türk Araştırmaları Enstitüsü 30 Eylül ’ye kadar sürdürebildi ve çalışmalarına son verdi.

Vakfın elinde kalan paralara ne oldu?

The Hoya tarafından elde edilen toplantı tutanaklarına göre, ITS nihai yönetim kurulu toplantısını 7 Kasım sabahı, organizasyonun resmen sona ermesinden yaklaşık altı hafta sonra gerçekleştirdi.

Elde kalan 60 bin dolar vardı.

Türkiye Amerikan Araştırma Enstitüsü ile Amerikan Türk Dilleri Öğretmenleri Derneği arasında eşit olarak dağıtmayı kabul etti.

Serdar Cebe 
seafoodplus.info 
 

Kadın hep bir adım önde olmak zorunda

Son bir haftadır cep telefonlarımız ve e-posta kutuları kadınlara özel indirim ve kampanyalarla, şirketlerin kadın konusuna ne kadar duyarlı olduğunu anlatan bültenlerle dolup taştı.

Gazete Habertürk'ten Naime Sert'in haberine göre, Toplumsal duyarlılığın giderek artması umut verici ancak belirtmeden geçemeyeceğim ki 8 Mart’ın ortaya çıkış nedeni ve kadınların derdi hediye ya da indirim değil, eşitlik. İstatistikler gösteriyor ki kadınlar ekonomi ve siyasette hep geri planda.

DAHA FAZLA DİPLOMA ŞART

New York’taki işçi kadınların yıl önce 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olmasını sağlayan hareketi başlattığı “eşit işe eşit ücret” mücadelesinde epey mesafe alınsa da daha gidilecek çok yol var. Araştırmalar can simidi olarak görülen eğitimin de aradaki uçurumu azalttığını ancak kapatamadığını ortaya koyuyor.

ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nin araştırmasına göre kadınların erkeklerle aynı kazanca sahip olabilmek için onlardan en az bir basamak daha fazla eğitim görmesi gerekiyor. ile yılları arasının ele alındığı ‘Kadınlar kazanabilemez’ başlıklı araştırmaya göre ABD’de üniversite mezunu bir kadın yılda 61 bin dolar, erkek ise 87 bin dolar kazanıyor. 2 yıllık yüksekokul mezunu teknisyen bir erkek de 59 bin dolar kazanıyor. Yani erkekten iki yıl fazla eğitim alan kadının yıllık artı kazancı sadece 2 bin dolar. Yüksek lisans mezunu erkek ve kadın arasındaki makas ise erkek lehine daha fazla açılıyor. Erkek ortalama bin, kadın ise 83 bin dolar alıyor.

STEM’DE DE ERKEKLER ÖNDE

Bunun en büyük nedenlerinden biri de erkekler ücretlerin daha yüksek olduğu mühendislik, bilgisayar ve bilgi hizmetlerini tercih ederken kadınların sağlık ve hizmet sektörüne yönelmesi. Fen, mühendislik, teknoloji, matematik branşlarının bütünleşik olarak öğretilmesi olarak tanımlanan ve ekonomik büyümede fark yaratacağı öngörülen STEM’de de durum farklı değil. Biyoloji STEM’de ücretlerin en düşük olduğu, aynı zamanda ağırlıklı olarak kadınların istihdam edildiği alan. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Bir Bakışta Eğitim raporuna göre Türkiye’de üniversiteye giren öğrencilerin yüzde 18’i fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarını seçiyor. Bu oran OECD’de ortalama yüzde 27 seviyesinde.

BAŞARININ BEDELİ BOŞANMA

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nin araştırmasına göre kariyerinde yükselen ve eşinden daha fazla kazanan kadınlar daha fazla boşanıyor. Özellikle CEO pozisyonundaki kadınların, koltuğu devraldıktan sonraki üç yıl içerisinde boşanma oranı erkeklere göre 2 kat yükseliyor. Siyasette de seçimleri kazanan kadınların evli kalma oranı seçimi kaybetmiş kadınlara göre yüzde 7 düşüyor. Erkeklerin seçimi kazanmaları ya da kaybetmeleri evliliklerini etkilemiyor.

1 MİLYON DOLAR FARK EDİYOR

ABD’de kadınlar erkeklerden yüzde 18 daha az kazanıyor. Tüm kariyerleri boyunca erkek ve kadınların
kazançları arasında oluşan fark 1 milyon dolar.

EĞİTİM FARKI 13 YILDA KAPANIR

Dünya Ekonomik Forumu’na göre kadın erkek arasındaki eğitim farkı 13 yılda kapanacak. Ekonomik farkın
ise yılda kapanacağı hesaplanıyor.

Georgetown Üniversitesi’nin araştırmasına göre yüksek lisans mezunu bir kadın yılda 83 bin dolar kazanırken, sadece lisans diplomasına sahip olan bir erkek 87 bin dolar maaş alıyor. Zamanla fark daha da açılıyor. 54 yaş arası eğitim farkına rağmen ücret adaletsizliğinin en yüksek olduğu dönem olarak göze çarpıyor.

ROBOTLAR KADINLARIN İŞİNİ ELİNDEN ALACAK

Otomasyon öncelikle kadın istihdamının ağırlıkta olduğu hizmet sektörünü değiştirecek. ABD’de otomasyonun kasiyerlerin yüzde 97’sinin yerini alacağı hesaplanıyor. Kasiyerlerin yüzde 73’ünü kadınlar oluşturuyor.

4 KADINDAN BİRİ EKONOMİK ŞİDDETE MARUZ KALIYOR

Kadınlar ekonomik ve fiziki olarak şiddete maruz kalıyor. Türkiye’de geçen yıl kadın cinayeti işlendi. Rakamlar her 10 kadından 4’ünün eşinden veya birlikte yaşadığı kişiden fiziksel şiddet gördüğünü gösteriyor. TÜİK’in ’da yaptığı araştırmaya göre kadınların yüzde ’ü yaşamın herhangi bir döneminde eşi veya birlikte olduğu kişi tarafından işten çıkmaya zorlandı.

CAM TAVAN TİTANYUM TAVANA DÜŞÜYOR

Dünyayı ve iş hayatını kökünden değiştirecek adımlar atmakla gururlanan teknoloji sektörü de kadın erkek arasında eşitliği sağlamaktan çok uzak. Endüstri ve Erkekler Kulübü olarak ün yapan Silikon Vadisi erkekler tarafından domine ediliyor. Kadınların kariyerlerinin görünmez engelleri tanımlayan cam tavanı burada teknoloji dünyasında adeta titanyum tavana dönüşüyor. ABD’deki büyük teknoloji şirketlerinde çalışan kadın oranı yüzde 26 ila 43 arasında değişiyor. Yönetici pozisyonundaki kadınların oranı ise yüzde 25’te kalıyor. Bunun nedenlerinden biri de kız çocuklarının bilim ve mühendislik bölümlerinde okumaya özendirilmemesi.

MAAŞIN AZ OLDUĞU ALANDA KADIN ÇOK

Araştırma ücretlerin daha az olduğu sektörlerde kadın istihdamının arttığını gösteriyor. Örneğin sekreterlik erkek ağırlıklı bir hizmet alanıyken şirketlerin aynı işi yapan kadınlara daha az ödeyebileceğini far ketmesiyle birlikte bu alanda kadınların ağırlığı artıverdi.

ÜNLÜ OLMAK DA ÜCRET FARKINI DEĞİŞTİRMİYOR

Maaş eşitsizliği hemen her kesimdeki kadınları etkiliyor. Hollywood’da bu yıl patlak veren taciz skandalıyla birlikte ücret eşitsizliği yeniden gündeme geldi ve bu kez sonuca ulaşmaya yakın görünüyor. “All the Money in the World” adlı filmin yeniden çekimlerinde Mark Wahlberg’in milyon dolar, Michelle Williams’ın ise günde bin dolar aldığı ortaya çıkmış, Wahlberg Hollywood’daki cinsel taciz ve ayrımcılığa karşı başlatılan ‘Time’s Up’ adlı kampanyaya bağış yapmıştı.

nest...

batman iftar saati 2021 viranşehir kaç kilometre seferberlik ne demek namaz nasıl kılınır ve hangi dualar okunur özel jimer anlamlı bayram mesajı maxoak 50.000 mah powerbank cin tırnağı nedir